CANIM BABAM
O gün attığım sevinç çığlıkları,
Bugün tutamadığım gözyaşları,
Meşe ağaçlarındaki kozaları görünce,
Çocuklara getirip göstermek istemiştim,
Ağaçların dallarından sadece kozaları değil,
Anıları da beraber toplamıştım,
Akşam eve gelmeden ofise çıkmış,
Kozaları masanın üzerine koymuştum,
İçlerinden üç tanesini avucuma aldım,
Çeviriyordum öylesine,
Geçmiş günlere gitmiştim,
Taa çocukluğuma,
En güzel günlerime,
Bir o günleri düşünüyordum,
Bir de bu günleri,
Gözlerim yaşarmıştı,
Kendiliğinden birden akmaya başladı,
Gözeler gibi,
Tutamıyordum,
Babamı düşünüyordum,
O an şu kelimeler dökülmüştü,
Gözyaşları gibi dilimden,
''Şu an elimde üç tane meşe kozası,
Madenden dönen babamın cebinde saklayıp getirdiği,
Çocukluğumun en güzel hatırası,
O gün attığım sevinç çığlıkları,
Bugün tutamadığım göz yaşları,
Canım babam''
Akşam eve gidince, diğer kozaları çocuklara vermiştim,
İşte bakın küçükken bu kozalarla oynardım,
Şöyle şöyle,
Şimdi çocukların oyuncakları tabiki daha farklı,
Ancak çocuklar her zaman ve her yerde aynı,
Çocukluk işte,
..........................
..............................
- ''Baba'' dedi,
''Sen neden ağlamıyorsun''
- ''Niçin ağlayayım ki'' dedim,
- ''Hiç kimse de ağlamıyor, sen zaman zamanda gülümsüyorsun''
Dedi,
- Tebessümle karşılık verdim,
Sonra,
- ''Ya sen ölünce ben ağlar mıyım, Ağlarım her halde'' dedi,
- ''Ben ölürsem ağlama, sakın hiç ağlama, sevin'' dedim,
Ne dersin dedesi, sevinsin mi,
………….
Mezarlık ayrımları olmasın,
Kim nerede ölmüşse orada rahmeti toprağı bol olsun,
Hepimiz insanız,
Geldiğimiz yerde belli gittiğimiz yerde,
........................
Köyümüzün en yaşlısı senmişsin bugün öğrendim,
Canım babam,
Mirze emiyi de gördüm,
Ellerinden öptüm,
Sana komşu olmak istediğini söyledi,
Gür bir sesle ''ben hazırım'' dedi,
.........................
Sabah evden çıkarken telefonuma bir mesaj geldi,
''Doğum gününüzü en içten dileklerimizle kutlarız'' diye,
Onlarda mı günleri aylarla karıştırdılar,
Ne dersin,
Canım Babam,
Bugün benim doğum günüm mü,
Akşam bibim, bacımlar beraber otururken,
Onlara da sordum,
Hepsi farklı farklı söylediler,
Kuzuların doğduğu zaman dediler,
Rahmetli anacığım da öyle derdi,
''Yaz öncesi bahar ayları, kuzulamada'' diye,
Yaşamak her şeye rağmen güzel ve her şeye rağmen güzel ölüm,
Canım Babam,
Beni merak etme,
Şimdi ben okumuş cahil oldum,
Canım Babam,
Herkes ağaç dikebilsin,
İyilikler, güzellikler açığa çıksın diye,
Dua ediyorum,
Canım Babam,
Bal oğlun,
Sevgiyle,
Bugün tutamadığım gözyaşları,
Meşe ağaçlarındaki kozaları görünce,
Çocuklara getirip göstermek istemiştim,
Ağaçların dallarından sadece kozaları değil,
Anıları da beraber toplamıştım,
Akşam eve gelmeden ofise çıkmış,
Kozaları masanın üzerine koymuştum,
İçlerinden üç tanesini avucuma aldım,
Çeviriyordum öylesine,
Geçmiş günlere gitmiştim,
Taa çocukluğuma,
En güzel günlerime,
Bir o günleri düşünüyordum,
Bir de bu günleri,
Gözlerim yaşarmıştı,
Kendiliğinden birden akmaya başladı,
Gözeler gibi,
Tutamıyordum,
Babamı düşünüyordum,
O an şu kelimeler dökülmüştü,
Gözyaşları gibi dilimden,
''Şu an elimde üç tane meşe kozası,
Madenden dönen babamın cebinde saklayıp getirdiği,
Çocukluğumun en güzel hatırası,
O gün attığım sevinç çığlıkları,
Bugün tutamadığım göz yaşları,
Canım babam''
Akşam eve gidince, diğer kozaları çocuklara vermiştim,
İşte bakın küçükken bu kozalarla oynardım,
Şöyle şöyle,
Şimdi çocukların oyuncakları tabiki daha farklı,
Ancak çocuklar her zaman ve her yerde aynı,
Çocukluk işte,
..........................
Bugün sevinç çığlıkları belki atamıyorum ama,
Yine göz yaşlarımı tutamıyorum,
Canım Babam,
Sessiz ve derinden iç çekerek bin bir hatıranı,
Meleklerle paylaşırken,
Canım Babam,
Sen o adam değilsin benim babamsın,
Sevinçten göz yaşlarımı tutamıyorum,
Canım Babam,
Herkesten önce melekler getirmişti haberini,
Bir müjde gibi onun göz yaşları,
Canım Babam,
Uzanmış yatarken pak bedeninle,
Yine beraber meşe dallarından neşeyle koza topluyorduk,
Canım Babam,
Uzun siyah çizmeler ayağında bembeyaz karların üzerine basmadan,
Bana akide getiriyordun,
Canım Babam,
''Sesime gel, Sesime gel'' diye,
Torunlarınla baş ucunda haykırdık seni,
Canım Babam,
Cesurluğunu çalışkanlığını konuşurken herkes,
Beraber nal kesiyorduk büyük makas çekiçle,
Canım Babam,
Morgun tavası elime değdi ama üşütmedi,
Sen şimdi orada sıcak sıcak uyu,
Canım Babam,
Bayram sabahı gibi masadaki şekeri aldım,
Sana geldim tatlı tatlı,
Canım Babam,
Dokundum hafiften terlemiş gibiydin,
Kor ateşimi hemencecik söndürdün,
Canım Babam,
İlk defa sende şahit oldum son kez yıkanırken,
Topraga sulara karismadan,
Canım Babam,
''Ne kimsesizler var elini tutacak yok sahibi'' diye konuşunca görevli,
İçim yandı sanki,
Canım Babam,
Teneşirde yatanın acısı değildi kimsesizlerin acısı,
Kimsesi yok kimsesizler gibi,
Canım Babam,
Bembeyaz kefenine sarılırken yine nasihat ediyordun,
Hafif bir tebessümle yürekten,
Canım Babam,
Sözler kelimeler yetmez,
Babam bitmez,
Canım Babam,
Benim Babam,
Musalla taşında baş ucunda herkesleri gözledim,
Ortalık sanki bayram yeri gibiydi,
Selamlaşmalar,
Tokalaşıp sarılmalar,
Öğlen namazı vakti yalnız kaldık baş başa,
Torununu çağırdım geldi yanımıza,
O'na ''bir yanımda sen bir yanımda babam'' dedim,
Biraz da tebessümle,
- ''Baba'' dedi,
''Sen neden ağlamıyorsun''
- ''Niçin ağlayayım ki'' dedim,
- ''Hiç kimse de ağlamıyor, sen zaman zamanda gülümsüyorsun''
Dedi,
- Tebessümle karşılık verdim,
Sonra,
- ''Ya sen ölünce ben ağlar mıyım, Ağlarım her halde'' dedi,
- ''Ben ölürsem ağlama, sakın hiç ağlama, sevin'' dedim,
Ne dersin dedesi, sevinsin mi,
………….
''Celal amcaya şahitlik eder misiniz, nasıl bilirdiniz''
Sorunca hoca,
Sende duymuşsundur,
Canım Babam,
Hep bir ağızdan çıkan çoşkuyu,
Omuzlayınca tabutunu önde giden yine sendin,
Yetişemedim,
Canım Babam,
Sana ancak kavuşabildim kabrin içinde,
Umarım yerini beğenirsin,
İncinmemişsindir,
Canım Babam,
Orman kenarı bir dağın yamacı,
Ağaçta dikerim baş ucuna, konuşur seninle,
Canım Babam,
Ağaçlarda Tahta olup sıra sıra dizildiler,
Kabirde bile yalnız bırakmadılar,
Canım Babam,
Mezarlığa gelince bir an çocukluguma gittim sanki,
Canım Babam,
Hatırlar mısın seninle madene giderken,
Komşu köyden bir çocukla kardaşlık yapmıştın bizi,
Canım Babam,
Birbirimizi çok sevmiştik,
Maden dağlarında biz kardaşlığız diye,
Ellerimizi birbirimizin omuzuna atıp gezerdik,
Soranlara da ''biz kardaşlığız'' derdik,
Herkeste biraz garipserdi,
Sana da çok laf atanlar olurdu,
Ama pek aldırmazdın,
Canım Babam,
Okumamıştın belki ama yüreğinle bakardın bilirdim,
Canım Babam,
Bunu niye mi anlattım,
Mezarlığın önünde başka bir cenaze arabası daha vardı,
Rengi farklı,
Ama renklerin güzelliğini orada göremedim,
Kardaşlık sanki yok olmuştu,
Sabah morgun önündeki cenaze arabaları da hoş görünmemişti,
Cenaze arabaları da renkli renkli olsun,
Rengarenk hepimiz gibi,
Yolumuz aynı değil mi,
İnsanlık yolu,
Mezarlık ayrımları olmasın,
Kim nerede ölmüşse orada rahmeti toprağı bol olsun,
Hepimiz insanız,
Geldiğimiz yerde belli gittiğimiz yerde,
........................
Köyümüzün en yaşlısı senmişsin bugün öğrendim,
Canım babam,
Mirze emiyi de gördüm,
Ellerinden öptüm,
Sana komşu olmak istediğini söyledi,
Gür bir sesle ''ben hazırım'' dedi,
.........................
Sabah evden çıkarken telefonuma bir mesaj geldi,
''Doğum gününüzü en içten dileklerimizle kutlarız'' diye,
Onlarda mı günleri aylarla karıştırdılar,
Ne dersin,
Canım Babam,
Bugün benim doğum günüm mü,
Akşam bibim, bacımlar beraber otururken,
Onlara da sordum,
Hepsi farklı farklı söylediler,
Kuzuların doğduğu zaman dediler,
Rahmetli anacığım da öyle derdi,
''Yaz öncesi bahar ayları, kuzulamada'' diye,
Yaşamak her şeye rağmen güzel ve her şeye rağmen güzel ölüm,
Canım Babam,
Beni merak etme,
Şimdi ben okumuş cahil oldum,
Canım Babam,
Herkes ağaç dikebilsin,
İyilikler, güzellikler açığa çıksın diye,
Dua ediyorum,
Canım Babam,
Bal oğlun,
Sevgiyle,

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder