HERKES AĞAÇ DİKEBİLSİN,
Yer gök ağlamasın,
Arkadaşımla beraber yolun kenarından kaldırımların üzerinde kolkola konuşarak yürüyorduk,
Bir süre sonra peş peşe bir kaç çam ağacına rastlayınca duraksadık,
Arkadaşıma,
- ''Ne güzel ağaçlar, dikenlerden allah razı olsun, ne güzel düşünmüşler,
Ağaçlar yolun bu kısmına ayrı bir güzellik katmış değil mi, keşke yol boyunca hep bu ağaçlardan dikilmiş olsaydı'' dedim,
Arkadaşım semtin yerlisi idi,
Döndü, yüzüme baktı,
Yüz ifadesi birazda değişmişti,
- ''Ne dikmesi metiin,
Buralar hep bu ağaçlar ile doluydu, bunlar kesile kesile kalanlardan'' dedi,
Bu defa benim yüz ifadem değişmişti,
Sadece ''yazık'' diyebilmiştim,
Aradan bir kaç gün geçmişti ki yine aynı semtte, hemen gözümün önünde, yandaki resimde görülen ağaçlar kesilmişti,
Güzelim ağaçlar bir anda yok olmuşlardı,
Muhtemelen bunlarda kalan son ağaçlardandı,
Ağaçlar kesilince sokak sanki çırıl çıplak kalmıştı,
Malum sebeplerden dolayı ağaçlar kesilmişti,
Arsaya bina yapılacaktı,
Binalar bizim için gereksinim,
Ağaçlar illa kesilmesi gerekiyorsa, elbette kesilebilirdi,
Ancak katledilmeleri gerekmez,
Değil mi,
Gerçekten yapılacak bina için hepsinin kesilmesi mi gerekiyordu,
Bu konuda gerekli hassasiyet gösterilmiş miydi,
Bilemiyorum,
Çalışan belediyenin bir işçisi,
Resimdeki elinde testere olan kişi,
En masum olanımız,
Ağaçların kesilmesine her şeye rağmen hadi hadi tamam,
Bina yapılmasına da eyvallah,
Ancak aynı semtte binaların içlerinin boş yapılması da nedir,
Espri olsun diye tanıdıklarıma,
''Herhalde ağaç sevgisinden olacak ki kesilen ağaçları, binaların içerisine dikecekler, onun için binaların içini boş bırakıyorlar''
Diyorum,
Fakat çalma kılıf işi kabul edilebilir değil,
Üstelik yapılan işi herkes biliyor,
Belediye de, vatandaş da,
Hem de çok iyi biliyor,
İstanbul orman müdürlüğünün,
Ağaç dikimi için tahsis ettiği araziyi görmek için, arnavutköye doğru giderken,
Özellikle otabandan ayrıldıktan sonra, durum içler acısı,
Sıkışık sıkışık binalar,
Bir tane bile ağaç yok,
Daracık daracık sokaklar, nefes almaya imkan yok,
Ve bu ortamda yaşamaya çalışan insanlar,
Yaşlıları çocukları bebeleri düşününce,
Yol boyunca,
''YERLEŞİM İÇİN YERİMİZ Mİ YOK, YOKSA BEYNİMİZ Mİ''
Diye,
Söylenmekten kendimi alamadım,
Arnavutköy, fenertepe şefliğinde, ormancı yaşar abi,
Bizi pek güzel bir şekilde karşıladı,
Çaylarımızı içtik ve tahsis edilen araziyi görmeye gittik,
Yol boyunca da,
Ağaçlar, ormanlar ve bölge ile ilgili sohbetler ettik,
Kimi neyi suçlayacaksın ki hastalık her yerde aynı,
Herkesin ağaç dikebilmesi tedavinin başlangıcı belki olabilir,
Aşağıda fotoğrafları çekilen arazi,
İstanbul, arnavutköy'de, ağaçlandırılmaya hazır bekliyor,
Çam ve akasya türü ağaçların dikimine elverişli arazi,
Eskiden ormanmış,
Kum ocakları olarak kullanılmış,
Şu anda resimlerde görüldüğü gibi,
İşletme sahipleri tarafından, tekrar neden ağaçlandırılmadığı ayrı bir soru,
Fakat,
Hep suçlu arayarak veya birilerini suçlayarak nereye kadar,
Tencere dibin kara, seninki benden kara,
Anlayışları da değiştirebiliriz,
Mesela ağaç dikerek,
Hepimiz ağaç dikebiliriz,
Nerede olursak olalım,
Kendi arazimiz ya da kendi köyümüz, kasabamız, şehrimiz, ülkemiz olması gerekmiyor,
Dünya hepimizin,
Değil mi,
Felaketler geldiği zaman, siyasi sınırlara bakmaz,
Küresel ısınma etkilerini gösterdiği zaman,
Hangi ülke bana dokunmaz diyebilir,
Hangi coğrafya bana bir şey olmaz diyebilir,
Sorular içerisinde sorular,
Yangın içerisinde yangın gibi,
Tekrar orman olsun,
Her şeyi yok ederek ve tüketerek nereye kadar,
Yol boyunca, okuldan arkadaşım ile yaptığımız sohbetlerde,
Zamanında bu alanların orman olduğunu,
O günün anlayışıyla, ağaca, yakacak odun ve kereste gözü ile bakıldığını,
Zaman zaman da görselliğinin dikkate alındığını,
Mesleğimiz icabı enerji kaynaklarının yeterince bilinmediğini,
O günün şartlarında insanların baltalara sarıldığını,
Ve orman ve ağaçlara güç yetirebildiğini,
Hatta baltadan da ziyade, baltaya sap olmanın bile veciz ifadeler bulduğunu vs.
Konuştuk, konuştuk, konuştuk,
Mevcut bilimsel gelişmelerin ışığında,
Ağacın, sadece odun, kereste olmadığını,
Görsel güzelliğinin dışında, hayat kaynağı olduğunu,
Soluduğumuz havanın temin edilmesinde, filitre edilip temizlenmesinde, iklimlerin düzenlenmesinde, toprağın korunmasında, canlı hayatın korunmasında, küresel ısınmanın önlenmesinde, vs.
En önemli görevleri Ağaçların üstlendiğini öğrenmiş bulunuyoruz,
Bunları artık hepimiz biliyoruz,
Hiçbir şey bilmesek bile,
Ağaçların faydaları nedir,
Diye, google sorduğumuzda,
Hep var olsun,
Hepsini anlatıyor,
İnsanlık, bilinçsiz olarak en önemli hayat kaynağımızı tüketti,
Geçmişten gelen çok önemli, acilen kapanması gereken büyük bir açık var,
Dikilmesi gereken ağaç miktarı olarak,
Bundan daha da önemli kapatılması gereken bir uçurum var,
Keyfiyyet olarak,
Sadece ülkemiz için dikilmesi gereken ağaç miktarı, yıllık yaklaşık 3 milyar adettir.
15 yıl süresince her yıl bu kadar ağaç dikebilirsek,
Ülkemiz için, yok ettiğimiz ormanları yerine koyabiliyoruz,
Bugün ülkemizin hedefi resmi beyanlar 2011 yılı için 500 milyon adettir,
Sadece ülkemize dikilmesinin yeterli olmadığı gerçeğini de unutmayalım,
Dünyanın her yerine ağaç dikilebilmeli,
Yine de dünya ortalaması türkiyenin çok üzerinde,
Oysa ülkemizin coğrafi konumu da dikkate alınırsa,
Tam tersi olabilmeliydi,
Geçmişten gelen çok önemli, acilen kapanması gereken büyük bir açık var,
Dikilmesi gereken ağaç miktarı olarak,
Bundan daha da önemli kapatılması gereken bir uçurum var,
Keyfiyyet olarak,
Sadece ülkemiz için dikilmesi gereken ağaç miktarı, yıllık yaklaşık 3 milyar adettir.
15 yıl süresince her yıl bu kadar ağaç dikebilirsek,
Ülkemiz için, yok ettiğimiz ormanları yerine koyabiliyoruz,
Bugün ülkemizin hedefi resmi beyanlar 2011 yılı için 500 milyon adettir,
Sadece ülkemize dikilmesinin yeterli olmadığı gerçeğini de unutmayalım,
Dünyanın her yerine ağaç dikilebilmeli,
Yine de dünya ortalaması türkiyenin çok üzerinde,
Oysa ülkemizin coğrafi konumu da dikkate alınırsa,
Tam tersi olabilmeliydi,
Keyfiyette durum ise tam bir felaket,
Maalesef,
Yıllarca baltalar elimizde naraları ile bir baltaya sap olmak için eğitilen bizler, fidan dikerek yeni nesilleri nasıl yetiştirebileceğiz,
Zor olanı belki de budur,
Toprağa atılan bir tohumun 'işte bu ağaçtır' diyebilmemiz için,
Geçmesi gereken süreyi göz önüne alabilirsek,
Bu konuda ne kadar hızlı hareket etmemiz gerektiğini hepimiz çok iyi anlayabiliriz,
Maalesef,
Yıllarca baltalar elimizde naraları ile bir baltaya sap olmak için eğitilen bizler, fidan dikerek yeni nesilleri nasıl yetiştirebileceğiz,
Zor olanı belki de budur,
Toprağa atılan bir tohumun 'işte bu ağaçtır' diyebilmemiz için,
Geçmesi gereken süreyi göz önüne alabilirsek,
Bu konuda ne kadar hızlı hareket etmemiz gerektiğini hepimiz çok iyi anlayabiliriz,
Hayat değişiyor,
Anlayışlar değişiyor,
Biz istesek de değişiyor, istemesek de,
Değişsin, değişsin,
Hızla değişsin ki,
Herkes ağaç dikebilsin, dünyamız güzel olsun,
Dünya hepimizin,
Sevgiyle,
İnşaallah,
Not:
Geçtiğimiz aylar içerisinde yukarıdaki fotoğrafta görülen ve görülmeyen alanların tamamı ağaçlandırılmıştır,
Fıstık çamları, akasyalar,
Maşaallah,
Emeği geçen herkeslere binlerce teşekkürler,
Sevgiyle,
Anlayışlar değişiyor,
Biz istesek de değişiyor, istemesek de,
Değişsin, değişsin,
Hızla değişsin ki,
Herkes ağaç dikebilsin, dünyamız güzel olsun,
Dünya hepimizin,
Sevgiyle,
İnşaallah,
Not:
Geçtiğimiz aylar içerisinde yukarıdaki fotoğrafta görülen ve görülmeyen alanların tamamı ağaçlandırılmıştır,
Fıstık çamları, akasyalar,
Maşaallah,
Emeği geçen herkeslere binlerce teşekkürler,
Sevgiyle,


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder