Hemen hemen evin en üst köşesinde dururdu,
Mushafı-şerif gibi,
Üstünde de işlemeli örtüsü vardı,
Pilleri hemencecik bitmesin diye, pek sık açıp dinlemezdik,
Haberleri dinlerdik,
Bir de benim 'arkası yarın'larım vardı,
İlgiyle takip ederdim,
Bir bölümü dinleyince, ertesi günü sabırsızlıkla beklerdim,
Bir ara trt haberlerini de takip etmiştim arkası yarın'lar gibi,
Otuzbeş sene öncesiydi,
Dıııttt, dııııtt, dıııttt, şimdi haberler, diye başlardı,
Depremle başlar, neredeyse depremle biterdi,
Günlerce sürmüştü,
Ölüler, yaralılar, enkazlar, kurtarılanlar, yardımlar, kurulan çadırlar..
Hepsini ezberlemiştim sanki,
Ailecek dinlerdik, bazen misafirler de olurdu,
Dualar, gözyaşları haberlere karışırdı,
Van-çaldıran depremi,
Anacığıma düğününüz ne zaman oldu diye sorardım,
- Depremin olduğu sene, derdi,
- Babama ne zaman askere gitmiştin diye sorardım,
- Depremden iki sene sonra,
- Atatürk ne zaman ölmüştü diye sorardım,
- Depremden bir sene önce denilirdi,
Deprem sanki tarihin başlangıcı gibiydi,
Depremden önce- depremden sonra diye,
O ne zaman gelmişti,
Depremden önce,
Ya ne zaman gitmişti,
Depremden sonra,
Gibi,
Erzincan depremi,
Binlerce ölü, binlerce yaralı,
Van-çaldıran gibi,
Depremi görmemiştim,
Fakat onlarca yıl sonra bile etkilerinin devam ettiğine şahit olabilmiştim,
Annem gibi,
Dünyanın bir çok yeri gibi,
Bizim köyde deprem kuşağindaydı,
Her deprem olduğunda,
Tetiklenmiş gibi herkes hemen dışarı çıkardı,
Depremin kendisi mi yoksa öncüsü mü bilinmezdi,
Ağızlardan dualar da eksik olmazdı,
'La havle vela kuvvete illa billahil aliyyül aziim' denilir,
Öylece dışarıda beklenirdi,
Elinde çay bardağı ile dışarı çıkanlar,
Radyosu ile dışarı çıkanlar,
Deprem arası hararetli sohbetler bile olurdu,
Deprem bilinirdi,
Zelzele oldu denilirdi,
Sallantılar da bir bir sayılırdı,
Ben depremin kendisinden çok,
Etkilerinden etkilenmiştim,
Edilen dualardan,
Radyo başında akıtılan gözyaşlarından,
Erzincan'ın ıssız bir köyünden,
Van'ın ıssız köylerine edilen dualardan etkilenmiştim,
Sessiz sözsüz edilen dualar gibi,
- Vilayet, ırk, cinsiyet ayrımı gözetilmeden,
Herkes için edilen dualardan etkilenmiştim,
Kabul olunmuş dualar gibi,
- Kimselerin bilmediği garip insanların,
Yine hiç kimselerin bilmediği garip insanlar için akıttığı gözyaşlarından etkilenmiştim,
Mazlumların gözyaşları gibi,
- Hiçbir karşılık beklenmeksizin,
Herkes için beslenen güzel duygulardan etkilenmiştim,
Karşılıksız sevgiler gibi,
- Depremlerin bütün yıkım gücüne rağmen,
En ufak bir çatlağa dahi izin vermeyen sapasağlam kalplerden etkilenmiştim,
İçimizdeki insanlık gibi,
Dünyanın olmazsa olmazları gibi,
Hepimiz artık biliyoruz depremleri,
Kuşaklarını, fay hatlarını, alışkanlıklarını,
Şiddetini, büyüklüğünü, öncüsünü, artçısını,
Fakat nedense,
Hiç deprem olmayacakmış gibi yaşamaya devam ediyoruz,
Maalesef,
Sık sık yaşanan felaketler de nasihat olmuyor,
Maalesef,
Hala musibetlerden nasihat beklemeye devam ediyoruz,
Maalesef ki binler maalesef,
Marmara-gölcük depreminde,
Sarsıntıyla uyanmamıştım,
Ancak sarsıntının şiddetini hissetmiştim,
Deprem yine tetiklemişti ki herkesi,
Bir anda sokaklar doldu gece vakti,
Arabalardan dinliyorlardı sıcak haberleri,
Deprem olan bölgeyi görmek istedim,
İzmitin içinden geçerken, adapazarını gezerken,
Enkaza dönen binaları görünce,
İlk kez şahit olmuştum depremin etkilerine,
Yıkılan binalar enkaza dönmüştü,
Kurtarılmayı bekleyen canlar içinde,
Sağlam binalar da vardı hemen yanlarında,
''Deprem mi yıkmıştı binaları, yoksa binalar mı yıkılmıştı''
Diye,
Düşünüyordum öylesine,
Tanıdığım birisini görebilmek ümidiyle,
Şehrin bir köşesine gitmiştim,
Evin bahçesinin duvarı önünde sokakta öylece duruyordu,
Sağlığı iyi gibiydi,
Selam verdim ancak şaşkın şaşkın dönüp baktı yüzüme,
Baktı baktı bir süre sonra selamımı aldı,
Biraz sohbet ettikten sonra,
Hemen evinin çaprazında yıkılmış olan,
Beş altı katlı büyük bir binayı gösterdim,
Kimindi, diye sordum,
Yıkılan binaya baktı baktı,
Şaşkın şaşkın yüzüme bakar gibi,
Bir süre sonra,
Filancalarındı, o da mı yıkılmış,
Allah Allah dedi hayretle,
Oysa depremin üzerinden epeylice zaman geçmişti,
………….
Marmara-gölcük depreminde,
Depremin kalplerde de çatlaklar oluşturduğunu farketmiştim,
Üzüntüyle,
Depremle ilgili yapılan yorumlarda değerlendirmelerde,
Kalplerin binalardan önce enkaza dönüşmüş olduğunu görmek,
İnsanlık için maalesef ki maalesef,
Yoksa öncelikle kurtarılması gereken kalpler miydi,
Herkes ağaç dikebilsin,
Kalpler enkaz olmaktan kurtulabilsin,
Sevgiyle,
Pilleri hemencecik bitmesin diye, pek sık açıp dinlemezdik,
Haberleri dinlerdik,
Bir de benim 'arkası yarın'larım vardı,
İlgiyle takip ederdim,
Bir bölümü dinleyince, ertesi günü sabırsızlıkla beklerdim,
Bir ara trt haberlerini de takip etmiştim arkası yarın'lar gibi,
Otuzbeş sene öncesiydi,
Dıııttt, dııııtt, dıııttt, şimdi haberler, diye başlardı,
Depremle başlar, neredeyse depremle biterdi,
Günlerce sürmüştü,
Ölüler, yaralılar, enkazlar, kurtarılanlar, yardımlar, kurulan çadırlar..
Hepsini ezberlemiştim sanki,
Ailecek dinlerdik, bazen misafirler de olurdu,
Dualar, gözyaşları haberlere karışırdı,
Van-çaldıran depremi,
Anacığıma düğününüz ne zaman oldu diye sorardım,
- Depremin olduğu sene, derdi,
- Babama ne zaman askere gitmiştin diye sorardım,
- Depremden iki sene sonra,
- Atatürk ne zaman ölmüştü diye sorardım,
- Depremden bir sene önce denilirdi,
Deprem sanki tarihin başlangıcı gibiydi,
Depremden önce- depremden sonra diye,
O ne zaman gelmişti,
Depremden önce,
Ya ne zaman gitmişti,
Depremden sonra,
Gibi,
Erzincan depremi,
Binlerce ölü, binlerce yaralı,
Van-çaldıran gibi,
Depremi görmemiştim,
Fakat onlarca yıl sonra bile etkilerinin devam ettiğine şahit olabilmiştim,
Annem gibi,
Dünyanın bir çok yeri gibi,
Bizim köyde deprem kuşağindaydı,
Her deprem olduğunda,
Tetiklenmiş gibi herkes hemen dışarı çıkardı,
Depremin kendisi mi yoksa öncüsü mü bilinmezdi,
Ağızlardan dualar da eksik olmazdı,
'La havle vela kuvvete illa billahil aliyyül aziim' denilir,
Öylece dışarıda beklenirdi,
Elinde çay bardağı ile dışarı çıkanlar,
Radyosu ile dışarı çıkanlar,
Deprem arası hararetli sohbetler bile olurdu,
Deprem bilinirdi,
Zelzele oldu denilirdi,
Sallantılar da bir bir sayılırdı,
Ben depremin kendisinden çok,
Etkilerinden etkilenmiştim,
Edilen dualardan,
Radyo başında akıtılan gözyaşlarından,
Erzincan'ın ıssız bir köyünden,
Van'ın ıssız köylerine edilen dualardan etkilenmiştim,
Sessiz sözsüz edilen dualar gibi,
- Vilayet, ırk, cinsiyet ayrımı gözetilmeden,
Herkes için edilen dualardan etkilenmiştim,
Kabul olunmuş dualar gibi,
- Kimselerin bilmediği garip insanların,
Yine hiç kimselerin bilmediği garip insanlar için akıttığı gözyaşlarından etkilenmiştim,
Mazlumların gözyaşları gibi,
- Hiçbir karşılık beklenmeksizin,
Herkes için beslenen güzel duygulardan etkilenmiştim,
Karşılıksız sevgiler gibi,
- Depremlerin bütün yıkım gücüne rağmen,
En ufak bir çatlağa dahi izin vermeyen sapasağlam kalplerden etkilenmiştim,
İçimizdeki insanlık gibi,
Dünyanın olmazsa olmazları gibi,
Hepimiz artık biliyoruz depremleri,
Kuşaklarını, fay hatlarını, alışkanlıklarını,
Şiddetini, büyüklüğünü, öncüsünü, artçısını,
Fakat nedense,
Hiç deprem olmayacakmış gibi yaşamaya devam ediyoruz,
Maalesef,
Sık sık yaşanan felaketler de nasihat olmuyor,
Maalesef,
Hala musibetlerden nasihat beklemeye devam ediyoruz,
Maalesef ki binler maalesef,
Marmara-gölcük depreminde,
Sarsıntıyla uyanmamıştım,
Ancak sarsıntının şiddetini hissetmiştim,
Deprem yine tetiklemişti ki herkesi,
Bir anda sokaklar doldu gece vakti,
Arabalardan dinliyorlardı sıcak haberleri,
Deprem olan bölgeyi görmek istedim,
İzmitin içinden geçerken, adapazarını gezerken,
Enkaza dönen binaları görünce,
İlk kez şahit olmuştum depremin etkilerine,
Yıkılan binalar enkaza dönmüştü,
Kurtarılmayı bekleyen canlar içinde,
Sağlam binalar da vardı hemen yanlarında,
''Deprem mi yıkmıştı binaları, yoksa binalar mı yıkılmıştı''
Diye,
Düşünüyordum öylesine,
Tanıdığım birisini görebilmek ümidiyle,
Şehrin bir köşesine gitmiştim,
Evin bahçesinin duvarı önünde sokakta öylece duruyordu,
Sağlığı iyi gibiydi,
Selam verdim ancak şaşkın şaşkın dönüp baktı yüzüme,
Baktı baktı bir süre sonra selamımı aldı,
Biraz sohbet ettikten sonra,
Hemen evinin çaprazında yıkılmış olan,
Beş altı katlı büyük bir binayı gösterdim,
Kimindi, diye sordum,
Yıkılan binaya baktı baktı,
Şaşkın şaşkın yüzüme bakar gibi,
Bir süre sonra,
Filancalarındı, o da mı yıkılmış,
Allah Allah dedi hayretle,
Oysa depremin üzerinden epeylice zaman geçmişti,
………….
Marmara-gölcük depreminde,
Depremin kalplerde de çatlaklar oluşturduğunu farketmiştim,
Üzüntüyle,
Depremle ilgili yapılan yorumlarda değerlendirmelerde,
Kalplerin binalardan önce enkaza dönüşmüş olduğunu görmek,
İnsanlık için maalesef ki maalesef,
Yoksa öncelikle kurtarılması gereken kalpler miydi,
Herkes ağaç dikebilsin,
Kalpler enkaz olmaktan kurtulabilsin,
Sevgiyle,

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder