10 Mayıs 2015 Pazar

ARAMAS'TAN MARS'A (2)

ARAMAS'TAN MARS'A (2)

Doğumdan sonrası, 
Hepimiz için bilinmeyenler ile doludur, 

Ya doğumdan öncesi bilinmeyenlerimiz,
Anlatmaya kim güç yetirebilir,

Annelerimizin rahimlerine düştüğümüzde, 
Ya da var olmaya başladığımızda,

Her şey sanki bizim için bilinmeyendir,
Analarımız, babalarımız, suretlerimiz, cinsiyetlerimiz,

Sonra, 
Öğrenmeye mi başlıyoruz,

Yoksa, 
Kodlanmış bilgilerin açığa çıkmasına mı şahitlik ediyoruz,

Bugün, insanlık için belki pek çok şey biliyor denilebilir, 

Ancak, 
Öğreneceklerinin yanında şu ana kadar öğrendiklerinin tamamı bile, 
Pek ehemmiyetsiz de kalabilir, 

Ayrıca, 
Bildiklerimizden ne kadar emin olabiliriz,
  
Kabuller, bilimsel veriler, elçilerin haberleri, varsayımlar, 
Gelenekler, görenekler, tedrisatlar, kurallar, yasalar, 
Sorgulanamayan öğretiler, icbara dayalı kabuller, 

Var da var,

Hepsinin, 
Kendilerince doğru kabul edilmiş mesnetleri elbette vardır, 

Kendi zamanlarına, şartlarına göre değerlendirilebilecek, 
O günün ihtiyaçlarına cevap verebilmeyi amaç edinmiş, 
O günün bilgi deneyim ve tecrübelerine uygun, 

Fakat genellikle o günler içinde kalan, 

Bu dünya, biz insanlar ve hemen her şey gibi ömürlü,

Hepsini alıp bu günlere uygulayabilir miyiz,
Peki ya, 
Bugünleri ilel ebet ileriye taşıyabilir miyiz, 

Elbette hayır, 

İddiaları bile ne kadar anlamsız değil mi,

Çünkü evrendeki devamlı hareket ve sürekli yenilenme, 
Fikirlerimizde, bildiklerimizde, bilinmeyenlerimizde de sürekli değişiklikleri beraberinde getiriyor,

Esasında, 

''İnsanlık artık şunu çok iyi biliyor'' 
Diyebileceğimiz neredeyse hiçbir şey yoktur, 

Bugüne kadar söylenmiş hemen her şey, 
Ya söylenildiğindeki doğruluğunu kaybetmiş, 
Ki bunun bir çok sebebi olabilir, 

Ya da ilk söylenildiğinde her hangi bir esası olmadığı halde, 
Uzun yıllar ve çoğunluklar tarafından kabul görmüş, 
Sonradan yanlışlıkları görüldüğü için terk edilmişlerdir, 

Yanlışları terk edebilmenin de pek kolay olmadığını hemen belirtelim,

İktidar ve güç sahibi diktatör ve azınlıkların veya çoğunlukların, 
Kendi çıkarları üzerine kurdukları düzenler içerisinde oluşturulmuş öğretilerin,
Mesnetsizliğine rağmen, hala günümüze kadar ulaşması, insanlık için esef verici utanılacak bir durum değil midir,

Sevgiyle



Hiç yorum yok: