[Eski dünya yeni dünya hepsi içimizde]
Evleri bizim eve en yakın olanıydı,
Ama hiç gitmemiştim,
Bizim eve geldiklerini de görmemiştim,
Dışarıda oyun oynarken pek yakınlık göstermezlerdi,
Fakat kimi yerlerde sımsıkı sarılıp yüzümü gözümü öpüp severlerdi,
Sebebini sorardım, ancak,
Hep üstü kapalı yüzüme gülerek geçiştirirlerdi,
Tam bir cevap alamazdım,
Göremediğim kalın kalın duvarlar vardı sanki ortalık yerde,
Aşılması zor,
Aşılması zor,
Fakat hiç kimsenin koparamadığı,
Güçlü bir bağın varlığını da hissederdim,
Güçlü bir bağın varlığını da hissederdim,
Candan severlerdi, hasretle sarılıp öperlerdi,
.........….
Hayata merhaba der demez bir bebeğin düşmanları olabilir mi,
Gözlerini açar açmaz bir bebek birilerinin düşmanı olabilir mi,
Peki birbirlerini hiç görmemiş bebekler düşman olabilirler mi,
Olmaz, olamaz, olmamalı,
Ama oluyor maalesef,
Hem de doğar doğmaz,
Analardan, babalardan, atalardan, tarihten gelen düşmanlıklar var,
Mazisi çok eskilere dayanan,
Hepimizin karanlıklarda kalmış yaraları,
Sürekli acısını çektiğimiz, kaşımaya korktuğumuz,
Derin, çok derin yaralar,
Derin, çok derin yaralar,
Asırlardır aramıza yıkılamazmış gibi örülmüş,
Görünmeyen duvarlar var,
Görünmeyen duvarlar var,
Hepimizin nedenini bilmediğimiz,
Sorgulayamadığımız ayıpları var,
Sorgulayamadığımız ayıpları var,
İçinde bulunduğumuz,
Hepimizin çıkmaz sokağı,
Hepimizin çıkmaz sokağı,
Ayıpların en büyüğü,
Ne benim, ne senin, ne de hiç kimsenin ayıbı,
Tarihin ayıbı, hepimizin ayıbı,
Öyle veya böyle hepimiz taşıyoruz,
Ya da mecbur bırakılıyoruz yüklenmeye,
Her yerde,
Kadınlar, erkekler, çocuklar, bebekler,
Hepimiz,
Sorgulamadan, sormadan, soramadan,
Neden, niçin, kimin için, diyemeden,
Kılıf hazır uyduru vermişiz,
Dünyanın düzeni böyle kurulmuş diye,
Yetmez tarihten gelen palavralardan,
Ciddi sorumluluklar da yüklemişiz kendimize,
Ciddi sorumluluklar da yüklemişiz kendimize,
Sevgi bağlarımızı unutup,
Düşmanlıklar üzerine ihdas etmişiz bugünlerimizi,
Düşmanlıklar üzerine ihdas etmişiz bugünlerimizi,
Yalanlarımızı, yanlışlarımızı, ayıplarımızı da tarihin sırtına yüklemişiz,
Utanma nedir bilmeden,
Suçlarımıza tarihi de ortak etmişiz,
............….
Diyelim ki tarih dile geldi, içerisinde taşıdıklarını bir bir ortaya döktü,
- Savaşları siz yaptınız, ben değil,
- Kanı siz döktünüz, ben değil,
- Canlara siz kıydınız, ben değil,
- Tecavüzleri siz yaptınız, ben değil,
- Talanları siz yaptınız, ben değil,
- Entrikaları siz kurdunuz, ben değil,
- Hileleri siz yaptınız, ben değil,
- Yalanları siz söylediniz, ben değil,
- Sahtekarlığı siz yaptınız, ben değil,
- Güçsüzleri zayıfları siz ezdiniz, ben değil,
- Güçlülere yalakalığı siz yaptınız, ben değil,
- Anlaşmaları siz bozdunuz, ben değil,
- Olayları siz çarpıttınız,
Gerçekleri herkesin bilmesini siz engellediniz, ben değil,
Gerçekleri herkesin bilmesini siz engellediniz, ben değil,
- Makam mevki ganimet hırsı ile her yolu siz mübah gördünüz, ben değil,
- Beni siz bulandırdınız, içerime zehirleri siz kattınız,
Ayıp benim ayıbım değil,
Ayıp sizlerin ayıbı,
Utanması gereken sizlersiniz, dedi,
Ne diyelim,
Utanması gereken hangimiz,
Tarih mi, yoksa bizler mi,
Utanması gereken yaşayanlar mı,
Yoksa ölüler mi,
Yoksa ölüler mi,
Ölüler utanır mı, ya da pişman olabilirler mi,
Dile gelip yaptıklarını tarih önünde itiraf edebilirler mi,
Cevaplarımız hayır ise ölülerden pişmanlık beklemeyelim,
Ölülerin utanmasını da beklemeyelim,
Ölülere sövmeyi de bırakalım,
Düşünmeden sahiplendiğimiz düşmanlıkların utancını biz yaşayalım,
Masum bebeleri düşman gibi görmenin ayıbını hepimiz yaşayalım,
Ataların peşi sıra körü körüne gittiğimizi içtenlikle itiraf edelim,
Gelecek nesillerden de ayıplarımızı taşımalarını istemeyelim,
pişmanlıkları torunlarımıza miras olarak bırakmayalım,
Hiç olmazsa geleceğin tarihi temiz kalsın,
...................
Tarih kardeş, elbette senden alınacak dersler var,
Ancak,
Anlatılanları dinleyince uydurulmuş bir hikaye gibisin,
Bazen öğreticiliğin var ama at gözlüğü takmış gibisin,
Hep tek taraflısın,
Çokca da abartılısın,
Çokca da abartılısın,
Pek sevimli de değilsin,
Araştırmacılık yönünde var ama,
Sanki bulanık suda balık avlamaya benziyor,
Sanki bulanık suda balık avlamaya benziyor,
Ayrıca her elini atan seni iyice bulandırıyor,
Taşıdığı mikropları da sana bulaştırıyor,
Tarih kardeş, senin de durulman lazım,
Gözeler gibi,
İçindeki zehirlerden arınman lazım,
...................
Sen nasıl durulursun bilemiyorum,
Ancak, şunları tavsiye edebilirim,
- Uydurmalardan kurtul,
Yalancılık yaftasını üzerinden at,
Yalancılık yaftasını üzerinden at,
Şu an ahval senin lehine,
- Tarafsızlığını ilan et,
Hiç kimseye taraf olma,
Hiç kimseye taraf olma,
Devirlerin hep döndüğünü en iyi sen bilirsin,
- Olayların abartılmasına asla izin verme,
Mesela konu insan ise insan olarak kalsın,
Ne kuş olsun, ne de deve,
- Sevimli olmak iyidir, hep sevimli ol,
Kabalıklar çirkinlikler hoş olmuyor,
Yani tarih denildi mi yüzler gülmeli,
- Araştırmacılık yönün güzel, devam et,
Fakat kimsenin seni pis elleri ile karıştırmasına sakın izin verme,
Böyle olursan tarih kardeş kimse seni ayıplamaz,
Herkesin ayıbı kendine kalır,
Utancını da kendi yaşar,
Utancını da kendi yaşar,
Biz de,
Geçmiş milletlerin aralarındaki kinleri sahiplenmeyiz,
Geçmiş milletlerin aralarındaki kinleri sahiplenmeyiz,
Düşmanlıkları kendimize vazife edinmekten sakınırız,
Öncekilerin yanlışlarını kendimiz için doğrular kabul etmeyiz,
Aramızdaki görünmez duvarları yıkarız,
Ve sevgi bağlarını güçlendiririz,
..................
Gel tarih kardeş seninle el ele verelim,
İnsanlık bir çıkmaz sokaktan kurtulabilsin,
İnsanlık bir çıkmaz sokaktan kurtulabilsin,
Kaşımaya bile korktuğu derin yaraları iyileşsin,
Ne dersin başarabiliriz değil mi,
Çünkü ayıp, ne senin ayıbın, ne de benim ayıbım,
Ayrıca,
Şimdiye kadar yeterince dersler de almış olmalıyız,
Değil mi tarih kardeş,
Hem sen de artık tekerrür edip durma,
Sen de yorulmuş olmalısın,
Hep aynı şeyler çekilmez olabiliyor,
Ayıplara da sürekli hamallık etmek,
Anlamsız ayrı bir külfet,
Di mi,
Anlamsız ayrı bir külfet,
Di mi,
Ne sen taşı, ne ben taşıyayım, ne de hiç kimse taşımasın,
Ne o sırtında bir kambur gibi kıyamete kadar taşıyacak değiliz ya,
Atalım üzerimizden kurtulalım,
………..
Akletmek 'verileri değerlendirme işlemidir,
Ve akletmek bizleri anlama ulaştırabilir,
'Var'lığın başlangıcı 'var'dandır,
Ve sonu ise yine 'var'lıktır,
Rabbin yaratması evvelden ahire süreklidir,
Ve sebepler ile birbirini tamamlamaktadır,
Her son dediğimiz öncesi ile yeni başlangıçları,
Ve her an ise kendisi ile beraber sonsuzluğu içerisinde taşır,
Biz insanlar 'hiç'lik ile 'hep'lik arasında kendimizizdir,
Ve var olmamız en büyük ödülümüzdür,
Ülkelerin bağımsızlık iddiaları bağnazlıktır,
Hiç bir gerçekliği yoktur,
Caydırıcık esası üzerine kurulu sistemler,
Silahlanmanın ve savaşların en önemli sebebidir,
Silahsız ve savaşsız bir dünya için Dünyanın güvenliği BM güçleri ile sağlanmalıdır,
Ve devletler hükümsüzleştirilmelidir,
Ülkelerin sınırları tel örgü ve mayınlardan temizlenmelidir,
Ve tüm insanlar Dünya'yı biricik yurt olarak bilmelidir,
İnsanlık kendisi için yeni bir kutsallık tanımlaması yapmalıdır,
Ve Her Can, Her Gün, Her Ay, Her bir karış Toprak, Her bir damla Su, Her bir Ağaç Mübarek bilinmelidir,
Mekke ve Medine etrafındaki harem sınırları kaldırılmalıdır,
Ve Yeryüzünde yasaklı hiç bir bölge kalmamalıdır,
İnsanlığın aradığı hakikatleri çocuklar yaşıyor oyun gibi,
Ve geleceğin dünyası için çocuklar büyüklerden daha çok hak sahibidirler,
Düşmanlıklardan, kinlerden, nefretlerden ari, barış ve sevgi dolu bir dünya çocukların en tabi hakkıdır, Ve bunun sağlanması hepimizin en önemli ve öncelikli görevidir,
Sevgiyle,
Akletmek 'verileri değerlendirme işlemidir,
Ve akletmek bizleri anlama ulaştırabilir,
'Var'lığın başlangıcı 'var'dandır,
Ve sonu ise yine 'var'lıktır,
Rabbin yaratması evvelden ahire süreklidir,
Ve sebepler ile birbirini tamamlamaktadır,
Her son dediğimiz öncesi ile yeni başlangıçları,
Ve her an ise kendisi ile beraber sonsuzluğu içerisinde taşır,
Biz insanlar 'hiç'lik ile 'hep'lik arasında kendimizizdir,
Ve var olmamız en büyük ödülümüzdür,
Ülkelerin bağımsızlık iddiaları bağnazlıktır,
Hiç bir gerçekliği yoktur,
Caydırıcık esası üzerine kurulu sistemler,
Silahlanmanın ve savaşların en önemli sebebidir,
Silahsız ve savaşsız bir dünya için Dünyanın güvenliği BM güçleri ile sağlanmalıdır,
Ve devletler hükümsüzleştirilmelidir,
Ülkelerin sınırları tel örgü ve mayınlardan temizlenmelidir,
Ve tüm insanlar Dünya'yı biricik yurt olarak bilmelidir,
İnsanlık kendisi için yeni bir kutsallık tanımlaması yapmalıdır,
Ve Her Can, Her Gün, Her Ay, Her bir karış Toprak, Her bir damla Su, Her bir Ağaç Mübarek bilinmelidir,
Mekke ve Medine etrafındaki harem sınırları kaldırılmalıdır,
Ve Yeryüzünde yasaklı hiç bir bölge kalmamalıdır,
İnsanlığın aradığı hakikatleri çocuklar yaşıyor oyun gibi,
Ve geleceğin dünyası için çocuklar büyüklerden daha çok hak sahibidirler,
Düşmanlıklardan, kinlerden, nefretlerden ari, barış ve sevgi dolu bir dünya çocukların en tabi hakkıdır, Ve bunun sağlanması hepimizin en önemli ve öncelikli görevidir,
Sevgiyle,
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder